NewsWorld
PredictionsDigestsScorecardTimelinesArticles
NewsWorld
HomePredictionsDigestsScorecardTimelinesArticlesWorldTechnologyPoliticsBusiness
AI-powered predictive news aggregation© 2026 NewsWorld. All rights reserved.
Trending
IranIranianMilitaryStrikesSupremeLeaderTrumpIsraeliCrisisTargetsOperationsSecurityStatesChinaPowerSuccessionLeadershipDisruptionPotentialTimelineCouncilLenovoDigestSunday
IranIranianMilitaryStrikesSupremeLeaderTrumpIsraeliCrisisTargetsOperationsSecurityStatesChinaPowerSuccessionLeadershipDisruptionPotentialTimelineCouncilLenovoDigestSunday
All Articles
Stetoskopun ucunda adalet : Sağlık nerede başlar ? - Zeki Gül
evrensel.net
Published about 3 hours ago

Stetoskopun ucunda adalet : Sağlık nerede başlar ? - Zeki Gül

evrensel.net · Mar 1, 2026 · Collected from GDELT

Summary

Published: 20260301T214500Z

Full Article

Sağlık nerede başlar? Hastane koridorlarında mı? Poliklinik odasında mı? Yoksa çocuğun oynadığı sokakta, kadının yürüdüğü parkta, yaşlının oturduğu mahallede mi? Sağlık, yalnızca biyolojik bir denge meselesi değildir. Sağlık; mekanın güvenliği, kentin kapsayıcılığı, toplumsal aidiyet ve tanınma duygusuyla da yakından ilişkilidir. Sağlıkta adalet, sadece herkesin hastaneye gidebilmesi değil; kimin hasta olacağının; rastlantısal olmasıdır. Eğer bir bebeğin yaşam süresi doğduğu semte, bölgeye göre değişiyorsa, burada tıbbi bir sorundan ziyade bir adalet sorunu vardır. Tıbbi perspektiften bakarsak, hastaneler sağlığın başladığı değil, kaybedilen sağlığın geri kazanılmaya çalışıldığı tamirhanelerdir. Sokaklarda oyun oynamak sadece eğlence değildir; bağışıklık sisteminin güçlendiği, motor becerilerin geliştiği ve stres yönetiminin öğrenildiği ilk laboratuvardır. Fiziksel aktiviteye erişim, sadece kalp sağlığını değil; ruhsal dengemizi ve toplumsal güven hissimizi inşa eder. Güvenli bir park, misal kadınlar için nice antidepresandan daha etkili değil midir? Bir kent insanı dışlıyorsa, o dışlanma önce ruhta başlar, sonra bedene iner. Bir mahalle güvensizse, kaygı kronikleşir. Bir insan yerini kaybetmişse, yalnızca adresini değil, ruhsal bütünlüğünü de kaybeder. Bu nedenle sağlık politikası aynı zamanda bir kent politikasıdır. Bir o kadar da adalet meselesi ve elbette bir insan hakları meselesidir. Hekimler olarak çoğu zaman sonucu tedavi ediyoruz. Ama nedenler; yoksullukta, dışlanmada, güvencesizlikte, betonlaşmada, yalnızlaşmada saklı. Bugün depresyon oranları artıyorsa, anksiyete çocuk yaşlara iniyorsa, obezite sınıfsal bir dağılım gösteriyorsa, bunun yanıtı yalnızca laboratuvar sonuçlarında değildir. Sağlık, insanın kendini ait hissedebildiği bir dünyada mümkündür. Tıp, yalnızca yaşam süresini uzatma sanatı değildir; yaşamın anlamını savunma sorumluluğudur. Hekimlik yalnızca reçete yazmak değildir. Hekimlik, toplumun sağlığını belirleyen yapısal eşitsizlikleri görme cesaretidir. Eğer bir kent insanı yalnızlaştırıyorsa, eğer bir sistem insanı görünmezleştiriyorsa, eğer sağlık hizmetine erişim sınıfsal olarak belirleniyorsa, hekimlik sessiz kalmamalı. Hasılı sağlık, mekansız olmaz. Sağlık, adaletsiz bir düzende kalıcı olmaz. Sağlık, insanın tanındığı ve korunduğu bir kamusal alanda mümkündür. Belki de “mekanın ruhu” dediğimiz şey tam da budur: İnsanı görünür kılan, koruyan ve ona ait olma duygusu veren ortak bir yaşam zemini. Sağlık hakkı, diğer tüm hakların temelidir; çünkü hasta ve güçsüz bir birey, diğer demokratik haklarını kullanmakta zorlanır. Ve belki de bu yüzden, sağlık sorunu aynı zamanda bir kent sorunudur. Bir o kadar da vicdan sorunudur. Sağlıklı kent, insanın topraktan kopuşunun yarattığı o ontolojik sancıyı dindiren, sokağın köşesinde bir ağaç gölgesiyle barış imzalayan mekandır. Sahi, kentin vicdanı, kaldırımlarının genişliğinde ve parklarının herkesi kucaklayan demokratik serinliğinde gizli değil midir? Sağlıklı bir şehir, içinde yaşayanların sadece nabzını değil, aynı zamanda hayallerini de diri tutan bir “kentsel esenlik” senfonisi olabilmeli. Çünkü biliyoruz ki gerçek şifa; sadece stetoskopun ucundaki seste değil, bir ağaç gölgesinde alınan nefesin adaletinde ve insanın evinde hissettiği o muazzam ontolojik öz dengede saklıdır. 28 Şubat-1 Mart 2026 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen “Smyrna Buluşmaları: Kültürden Psikiyatriye – Mekanın Ruhu” Sempozyumunu dinlerken zihnimde dolaşan soru hâlâ aynı: Sağlık nerede başlar? Belki bir çocuğun sokağa korkmadan çıkabildiği yerde. Belki bir kadının akşam yürüyüşünde omuzlarını kasmadığı bir parkta. Belki de insanın kendini görünür ve değerli hissettiği kamusal bir zeminde. Ezcümle, sağlık mekanın adaletle buluştuğu yerde başlar. Sağlıcakla kalın.


Share this story

Read Original at evrensel.net

Related Articles

evrensel.netabout 12 hours ago
Malatyadan NATO ve üs çağrısı : Türkiye savaşın parçası olmamalı

Published: 20260301T124500Z

haberhurriyeti.comabout 4 hours ago
Ortadoğu namlunun ucunda : Füzeler susmuyor , savaş sınırları aşıyor !

Published: 20260301T201500Z

haberler.com3 days ago
Ankara Tabip Odası : Türkiyenin Sosyal Eşitliği ve Adaleti Gözeten Kamucu ve Bilimsel Sağlık Sistemine İhtiyacı Vardır

Published: 20260227T104500Z

61saat.com4 days ago
Başkan Kanberden vergi adaletsizliği tepkisi - Trabzon Haber Sayfası

Published: 20260226T104500Z