
birgun.net · Mar 1, 2026 · Collected from GDELT
Published: 20260301T044500Z
DIŞ HABERLER SERVİSİ ABD’nin emperyalist haydutluğunun, Irak ve Suriye’nin ardından son durağı İran oldu. Uzun süredir bölgedeki üslerinde askeri yığınak yapan ABD, İsrail’le birlikte İran’a hava saldırılarına başladı.Çocukları dahi hedef alan ABD, Ortadoğu’yu dizayn etme girişiminde bir kez daha sınır tanımadı. Gün boyunca füze saldırılarına devam eden ABD ve İsrail ayrıca tehditlerini de sürdürdü.Sol, sosyalist örgütler emperyalist saldırıyı kınarken, halklarla dayanışma mesajı verdi. Saldırıları değerlendiren uzmanlar ise savaşın gidişatını belirleyecek olan temel unsur, İran’ın vereceği cevabın maliyeti olacağına dikkat çekiyor. ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netenyahu’nun açıklamalarına değinen uzmanlar “Soykırım ortaklığı” ifadelerini kullandı.***HALK REJİME DE ABD’YE DE KARŞISoli Özel - Siyaset Bilimci Orta Doğu’da tırmanan gerilimde deklare edilen niyetler ile gerçek hedefler her zaman örtüşmeyebilir. Mevcut tabloda ABD ve İsrail’in stratejik ajandaları arasında tam bir uyumdan söz etmek güç olduğu gibi, İsrail'in saldırısına destek veren Körfez ülkelerinin beklentileri de İsrail'inkinden farklılık gösterebilir. Bu durum, bölgedeki askeri ve siyasi hareketliliğin üzerine ciddi bir belirsizlik ve muğlaklık bulutu çöktürmektedir.İsrail kanadı bu süreci bir "ön alıcı savaş" olarak nitelendirse de sahada İran’ın saldırıya hazırlandığına dair somut bir emare bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu çatışma, zaruri bir savunma hamlesinden ziyade, literatürde "War of Choice" olarak tanımlanan, bilinçli tercih edilmiş bir savaştır.Trump yönetiminin hedef olarak koyduğu "rejim değişikliği" ise beraberinde büyük riskler barındırmaktadır. Rejimin üst kadrolarını hedef alarak bir çöküş tetiklemek, yeni ve istikrarlı bir yönetimden ziyade kaosu ve hatta bir iç savaşı beraberinde getirebilir. Böyle bir kaos senaryosu ne bölgedeki Körfez ülkelerinin ne de Türkiye’nin çıkarınadır.Hamaney sonrasına dair senaryolarda Devrim Muhafızları’nın bir darbe yapması veya rejim içinden dünyayla diyalog kurabilecek bir ismin öne çıkması ihtimaller arasındadır. Ancak dışarıdan yapılan "isyan" çağrılarının İran toplumunda karşılık bulması şüphelidir.İran halkı mevcut rejimi desteklemese bile, Libya veya Suriye örneklerinde görülen kaostan duydukları korku nedeniyle kitlesel bir başkaldırıya mesafeli durabilir. Ayrıca, Rıza Pehlevi gibi figürlerin tüm toplumu birleştirecek karizmatik bir lider olarak kabul görmesi pek ikna edici değildir.Çatışmanın Amerikan kamuoyu hâlihazırda bu savaşa karşı oldukça mesafelidir. Eğer kısa sürede Amerikan asker kayıpları artarsa veya Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalar kapatılırsa, ABD içinde savaşa karşı tepki hızla siyasi bir baskıya dönüşebilir.Trump’ın kara operasyonuna girmesi düşük bir ihtimal görünse de, İsrail ve ABD özel kuvvetlerinin İran içinde operasyon yürütüyor olması şaşırtıcı olmayacaktır.Türkiye için bu krizdeki en somut tehdit, İran’daki olası bir otorite boşluğunun tetikleyeceği devasa göç dalgasıdır. İran’da hâlihazırda bulunan yaklaşık 750 bin Afgan mültecinin de bu dalgaya eklenmesi riskleri katlamaktadır. Türkiye’nin bu riski yönetmek adına İran toprakları içinde "güvenli bölgeler" oluşturma ihtimali ise askeri ve siyasi bir soru işareti olarak masadadır.Son dönemde Suudi Arabistan ve Mısır ile ilişkilerini normalleştiren Türkiye, müttefiki ABD ile gergin ilişkiler yürüttüğü İsrail arasında hassas bir dengededir. Bu kriz, sadece "itidal" tavsiye ederek geçiştirilemeyecek kadar kritiktir; Ankara’nın şu anki sessizliği de aslında bu zorlu karar arifesinin bir yansıması olarak okunabilir.***İRAN’IN DERİNLİĞİNİ KİMSE HAFİFE ALMAMALIEngin Solakoğlu - Emekli Diplomat 1979’da Şah’ın devrilmesinden beri emperyalizmin bir “İran sorunu” var ve sürekli ayağına dolanıyor. Ortadoğu’da oluşturmak istedikleri Siyonist sermayeye dost ortamın önündeki son engel. Trump’ın ve “dostlarının” müteahhit düzeni işe önce yıkım müteahhitliğiyle başlıyor. Trump Netanyahu soykırım ortaklığı bakımından bu sorunun çözülmesi için uygun zaman diye düşünmüş olacaklar. Gerçekten de İran yalnız ve karışık. Çin ve Rusya’nın verebileceği destek belirsiz. Ancak ülkenin derinliğini kimse küçümsememeli. Irak, Suriye, Libya karşılaştırmaları tümüyle hükümsüz.ABD ve İsrail İran’da rejim değiştirme peşinde olduğunu gizlemiyorlar zaten. Yani kimi Batılı çevrelerin yaydığı, bizdeki papağanların da tekrarladığı gibi İran halkını kurtarmak, kadınlarını özgürleştirmek gibi bir meseleleri yok.ENERJİ KRİZİ TÜRKİYE’Yİ VURURBu saldırının Türkiye’ye etkileri biraz da süresine ve kapsamına bağlı. Her koşulda iki başlıkta ele alabiliriz. Birincisi enerji meselesi. Petrol fiyatlarında olası bir sıçrama Türkiye’nin zaten bozuk ödemeler dengesini alt üst eder. Bizim yani Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının hayatını da bugünkünden daha beter hale getirir.İkinci mesele ise, saldırının uzaması ve bir iç karışıklığa yol açması halinde yaşanacak kitlesel göç. Doğu sınırlarımızda bir anda 3-5 milyon insanla karşılaşırız. Alınan tedbirlerin boyutu ne olursa olsun, hiçimse böyle bir göçle başa çıkamaz. Siyaseten de, ekonomik olarak da, sosyolojik olarak da Türkiye çok ciddi sarsılır.KARŞI BİR GÜCÜN YOKLUĞUNA GÜVENİYORSavaşın süresine ilişkin kestirimde bulunmak için kimi sözde muhalif kanalların yaptığı gibi astrologlara sormak gerek sanırım. Geçenlerde bir ABD gazetesinde Pentagon’a atfen verilen bir haberde, bölgeye yığılan ABD güçlerinin yoğun bir saldırı yürütebilecekleri 7-10 günlük cephaneye sahip oldukları belirtiliyordu. Yalnız şu saatlere kadar ABD’nin henüz yoğun bir saldırı başlattığını görmediğimiz notunu da düşeyim. Bir de savaşın belirli aralıklarla yinelenmesi olasılığı da var. Dinlenip dinlenip vurmak gibi. Nasılsa emperyalizmin elini tutan yok.Bu arada 10 günlük bir kampanya sonucu İran’da rejim düşmez ise, iki olasılık var. Birincisi yeniden müzakere masası. İkincisi ve benim en korktuğum olasılık ise Netanyahu ve Trump gibi insanlıktan nasipsiz iki liderin yönettiği şer ittifakının nükleer silaha başvurmaya kalkışmaları. Çünkü her ikisinin de siyaseten ayakta kalabilmek için kesin bir askeri zafere ihtiyaçları var.İran ise bu konuda daha rahat, rejim yıkılmazsa zafer kazanmış, geçen yıl Haziran-Temmuz döneminde yaşandığı gibi emperyalizme kafa tutmuş olacak.Karşımızda kim bilir kaçıncı kez yaşanan çirkin bir saldırganlık örneği var. Hal böyleyken, ama’nın fakat’ın sırası değil. Emperyalizme karşı elimizde ne varsa onu kullanarak savaşmak insanlığın gereği.***TAM BAĞIMSIZ ORTADOĞUSiyasi partiler, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı açıklama yaptı. ABD’nin uzun yıllardır Ortadoğu’da kanlı bir ‘oyun’ oynadığı belirtilen açıklamalarda “Emperyalizme karşı mücadele” mesajı verildi.CHP Genel Başkanı Özgür Özel: İran’ın kendi geleceğini tayin etmesi en büyük temennimiz. İran konusunda Türkiye çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran’ın toprak bütünlüğüne dikkat eden bir yol izlemeli. İran’ı, İran’daki kadınları kurtarmak ne Trump’a ne eli kanlı Netanyahu’ya düşmüştür. İran’ın kararını İran halkı verecektir."SOL Parti: "Nükleer tehdit yalanları ve sahtekarca kullanılan özgürlük söyleminin arkasında gizlemeye çalıştıkları ise silah tüccarlarının, ölüm baronlarının kanlı paralara doymak bilmeyen iştahlarıdır. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de soykırım yapan, Lübnan’dan Suriye ve Yemen’e bölge ülkelerini bombardımana tutan ABD-İsrail terörü, bugün nihai hedefi olan İran’a yönelmiştir. Hedef, ABD-İsrail’in hiçbir direnç görmeden tüm bölgemizi yıkmaya ve yağmalamaya devam edebilmesidir. Bu yıkım ve yağmadan, üzerimize yıkılmaya çalışılan karanlıktan çözüm ancak emperyalizm ve onun Siyonist maşasından kurtuluşla mümkündür. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi, Kahrolsun Siyonist İsrail. Tam bağımsız Türkiye, tam bağımsız Orta Doğu."EMEP: Dünya halkları, emperyalist saldırganlığı durdurmak için ayağa kalkmalıdır. Görülmektedir ki Amerikan emperyalizmi karşısında hiçbir ülke güvende değildir ve yarın her ülke bir Amerikan saldırısının hedefi olabilir. Dolayısıyla saldırılar karşısında sessiz kalınamaz. Türkiye’de bulunan NATO ve ABD üsleri derhal kapatılmalıdır.TİP: İran’daki rejimin ve bölgedeki İsrail ve ABD varlıklarının “güvenliğinin” bahane edildiği bu saldırı açık bir emperyalist saldırganlıktır. İran’daki rejimle mücadele etmek İran halkının işidir. Bölgedeki halklara dönük en ciddi tehdit ise İsrail ve ABD askeri varlığıdır. Hava, deniz ve kara sahamız ABD ve İsrail’in doğrudan veya dolaylı kullanımına derhal kapatılmalıdır.TKP: Bugün insanlık için bir test günüdür. Bu barbar saldırının karşısında ikircikli bir tutum almak, söze “ama İran” diye başlamak ABD ve İsrail saldırısına destekçilik anlamına gelmektedir. TKP, bu emperyalist saldırıya karşı İran halkının yanındadır.TKH: Bölgesel barış ve istikrara en büyük tehdidin kimler tarafından geldiği yeniden görülmüş oldu. Emperyalizmin bu kanlı planının karşısında, İran halkının yanındayız! Böylesi haksız bir savaşta ülkemizin hava sahası ABD ve İsrail uçaklarına kapatılmalı, ülkemizde bulunan NATO üsleri komşu İran halkına yönelik saldırı için kullandırılmamalıdır.DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan: İran'ın o tekçi rejiminin daha kapsayıcı olması gerekmiyor mu? Kürt'ü idam eden bir ceberrut sistemin de yanında değiliz. Emperyal müdahalelerin de yanında değiliz. Biz isteriz ki İran demokrasiyle buluşsun. Kürt'ü idam etmekten vazgeçsin. Hiçbir emperyal bölgesel güç de oraya müdahale etmesin.