
haberler.com · Feb 23, 2026 · Collected from GDELT
Published: 20260223T124500Z
ATIK BİLİNCİNDEN KÜRESEL LİDERLİĞE: TÜRKİYE'NİN SIFIR ATIK HAMLESİÇöp kutunuz kaç günde doluyor? Komşuların, sitenin, mahallenin, ilçenin çöp yükü neden bu kadar fazla? Tüm dünya neden çöplerle uğraşıyor?Bu sorular, Ramazan vesilesiyle alışkanlıklarımızı yeniden kurguladığımız bu günlerde kendimize sormamız gereken sorular arasında. Çünkü bugün bir evin çöpü, o evin gelir düzeyinden çok atık bilincini gösteriyor. En büyük payı ise iki kalem alıyor: gıda israfı ve ambalaj fazlalığı.Sıfır Atık Vakfı'nın Rize'de düzenlediği çalıştaya katıldım. Bir meteoroloji mühendisi olarak olarak çalıştaydaki gözlemlerimi , Sıfır Atık Vakfı çalışmalarının neden önemli olduğunu iklim ve çevre verileri ışığında değerlendirmek isterim. GIDA İSRAFI: AÇLIĞIN GÖLGESİNDE BİR KAYIPMesele yalnızca evimizin mutfağı değil. Bir sitenin atık profili, bir ilçenin tüketim alışkanlığı, bir şehrin çöp verisi; Türkiye'nin ekonomik ve kültürel yönünü açığa çıkarıyor. Biz gıdayı israf ettiğimizde, bunun bedelini yalnızca bütçemizle değil; küresel ölçekte açlıkla mücadele eden milyonların ortak vicdanıyla da ödüyoruz.Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş gıda israfının yalnızca yüzde 20 azaltılmasıyla bile her yıl Ankara nüfusundan daha kalabalık 9 milyon insanın açlıktan kurtarılabileceğini belirtiyor. Beş yıldızlı oteller, büyük kurumlar, hazır gıda sektörü… Yüksek hacimli üretim ve servis yapan alanlar, gıda israfının en görünür aktörleri arasında. Açık büfelerde tüketilmeyen yemekler, planlama eksikliği nedeniyle çöpe giden stoklar, zamanında değerlendirilemeyen ürünler… Ölçek büyüdükçe kayıp da büyüyor. Ancak çözümün anahtarı da tam burada. Büyük mutfaklarda yapılacak küçük oranlı bir iyileşme bile tonlarca gıdanın kurtarılması anlamına geliyor.Başkan Samet Ağırbaş'ın koordinasyonunda Sıfır Atık Vakfı; turizm sektörü, firmalar ve büyük ölçekli kurumlarla işbirliği modelleri geliştirerek israfın kaynağında azaltılmasını hedefliyor.Amaç suçlamak değil; sistemi dönüştürmek. Çünkü kurumsal ölçekte sağlanacak her yüzde birlik iyileşme, ülke genelinde milyonlarca öğünün çöpe gitmemesi demek. Bu da hem ekonomik kazanç hem de insani sorumluluğun yerine getirilmesi anlamına geliyor.SUSUZ YAZLAR KAPIDADünyadaki suyun yalnızca yüzde 1'i içilebilir. Nüfus arttıkça ve sıcaklık yükseldikçe su tüketimi artıyor; ancak iklim krizi, kirlilik ve değişen yağış rejimleri nedeniyle kullanılabilir su miktarı azalıyor.Türkiye'de yazlar daha uzun ve daha kurak geçiyor. Kış aylarında düzenli yağışlar azalırken, kısa sürede yoğun yağan ve sele neden olan yağışlar artıyor. Toprak suyu tutamıyor, barajlar yeterince dolmuyor, yer altı kaynakları beslenemiyor.Bu tablo, su krizini geleceğin değil bugünün meselesi haline getiriyor.Su pınarının yanında dursak bile onu boşa harcamamak zorundayız. Tarımda, enerjide, üretimde, günlük tüketimde… Ancak mesele sadece musluğu kapatmak değil; üretim zincirini de dönüştürmek.DOĞADA HİÇBİR ŞEY KAYBOLMUYOR"Plastik şu kadar yılda çözünür, cam bu kadar yılda yok olur" deniyor. Oysa organik olmayan hiçbir atık doğada tamamen yok olmaz; yalnızca daha küçük parçalara ayrılır.Plastikler mikroplastiklere dönüşür. Bu mikroplastikler toprağa, suya, besin zincirine karışır. Canlıların vücuduna girer; kana karışır, hatta anne sütüne kadar ulaşır. Son araştırmalar yenidoğan bebeklerin kanında dahi mikroplastik bulunduğunu gösteriyor.Bu nedenle mesele yalnızca çevre değil; doğrudan bir halk sağlığı meselesidir.Başkan Ağırbaş su verimliliğini ve atığın kaynağında azaltılmasını vakfın temel öncelikleri arasında konumlandırıyor. Çünkü her gereksiz ürün, her fazla ambalaj; üretim sürecinde harcanan enerji ve su demek.Her çöpe giden gıda, aslında boşa harcanmış binlerce litre su demek.TÜRKİYE'NİN DÜNYA LİDERLİĞİTürkiye birçok alanda küresel ölçekte söz sahibi. Sağlıkta, savunmada, havacılıkta… Şimdi ise kendi medeniyet kodlarımızdan doğan bir başlıkta yükseliyoruz: israf etmeme kültürü. Emine Erdoğan Hanımefendi'ninöncülüğüyle bu kültürel hafıza kurumsal bir modele dönüştü; Sıfır Atık vizyonu ulusal ve uluslararası ölçekte bir politika haline geldi.Köylerden ilçelere, belediyelerden kamu kurumlarına, okullardan uluslararası platformlara uzanan bir bilinç hareketi inşa edildi.Bu proje Türkiye'ye yakıştı.Çünkü bu bizim öz değerimiz.Çünkü burası Asya ile Avrupa'yı buluşturan topraklar.Çünkü burası tarih boyunca İpek Yolları'nın ve Baharat Yolları'nın geçtiği coğrafya.Çünkü burası medeniyetlerin kök saldığı ve dünyaya yayıldığı yer.Şimdi sıra, bu tarihsel mirası çağdaş bir sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlendirmekte.Bu artık sadece bir çevre politikası değil; toplumsal bir dönüşüm hareketi.COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samet Ağırbaş sıfır atığı, ortak hedefte buluşan toplumların birlikte yürüttüğü bir dönüşüm seferberliği olarak tanımlıyor.Gıda israfını azaltmak, su verimliliğini artırmak, üretim zincirinde kayıpları düşürmek… Bunlar yalnızca çevresel başlıklar değil; aynı zamanda ekonomik bağımsızlık ve kalkınma vizyonunun temel unsurları.ATIK ARTIK YÜK DEĞİL; KAYNAĞA DÖNÜŞEN BİR DEĞERTürkiye'nin 81 ilinde eş zamanlı yürütülen çalıştaylar, şehir şehir oluşturulan yol haritaları ve COP31 sürecine entegre edilen yerel uygulama modelleri; sıfır atığın artık bir kampanya değil, kurumsallaşmış bir kalkınma stratejisi olduğunu gösteriyor.Emine Erdoğan Hanımefendininuluslararası platformlardaki diplomatik girişimleri ve küresel çevre inisiyatiflerindeki aktif rolü, Türkiye'nin çevre ve iklim diplomasisinde yeni bir yumuşak güç alanı oluşturuyor.Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş'ın koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ise, sıfır atığın çevresel olduğu kadar ekonomik, sosyal ve stratejik bir dönüşüm başlığı olduğunu ortaya koyuyor.Yerelde 81 ilde kurulan yapı; küreselde kıtalara uzanan iş birlikleriyle artık bir model haline geliyor. Kısa zamanda kat edilen mesafe umut verici. Benim bizzat gözlemlediğim ve bu vizyona inancımı tazelediğim Rize'de hayata geçirilen "Atıksız Yaylalar" projeleri, Ülkemizin en çok çayını üreten Rize'de çay atıklarından yakıt ve gübre üretimi projeleri ile Rize'de tonlarca atık değere dönüşüyor.Vakfın web sitesinde her ilden eşsiz dönüşüm fikirleri yer alıyor.Vakfın belki de en büyük başarısı 'Sıfır Atık' kavramını 'elitist' izlenimden alıp özüne kavuşturması, yerelden millete dokunan projelerle hayata geçirmesi. Yerelde başlayan her adım sıfır atığı milletin ortak refleksine dönüştürdüğünde, kazanan yalnızca doğa olmayacak. Ev ekonomimiz güçlenecek, şehirlerimiz nefes alacak, ülkemiz kazanacak.Tam da bu yüzden bütün bu sürecin özeti yine aynı soruda saklı: Çöp kutunuz kaç günde doluyor?